BAŞKANIN MESAJI

Bazı sektörler vardır, beraberinde birçok ekonomik faaliyeti yaratır, canlandırır.

Biyodizel de işte bu sektörlerden biri.

Faydaları, tarımsal üretimle toprağın kullanılması, elde edilen hasadın bölgelerdeki yağ fabrikalarında işlenmesi, çıkan ham yağın biyodizel fabrikasına taşınması, kalan küspenin yem sanayine hammadde olması, bölgesel hayvancılık için gerekli yemi karşılaması olarak hemen sıralayabiliriz. Tüm bu faydalar, biyodizelin ithal petrol için ödenecek dövizi yurt içinde ekonomiye kanalize etmesiyle gerçekleşiyor.

Toprağı işleyen çiftçiden, hasadı yapan biçerdöver şoförüne, mahsulü taşıyan nakliyeciye, tarım makineleri üreten yerli makine üreticisine kadar uzanan bir katma değer zinciri oluşuyor. Bu topraklar işlendikçe elde edilen kanola, ketencik, aspir motorine harmanlanan biyodizele dönüşüyor.

Üretim sırasında yan ürün olarak elde edilen gliserin rafine edilerek, yine bir başka ithal ürünün yerine geçiyor. Evet, zorunlu harmanlamanın daha ilk yılında Türkiye’nin saf gliserin ihtiyacının 1/3’ünü yerli kaynaklardan sağlayan bir sektörden söz ediyorum. İlerleyen yıllarda biyodizel üretimine paralel saf gliserin de artacak ve ithal kalemi olmaktan çıkıp ihraç kalemi olarak ekonomik fayda zincirinde yerini alacak.

Anadolu’nun birçok yerinde kurulmuş yağ fabrikaları ithal yağlı tohum işlemek yerine her geçen yıl artan kanola ve ketencik işlemeye başladı. Biyodizel sektörü kendi ihtiyacı için yağlı tohum tarımını destekleyince artan üretim ülkemizin ihtiyacını da karşılar olmaya başladı. 2019 yılında yapılan hasadın yarısından fazlası gıda sektörüne kaynak oluyor. Geçmişte biyodizel aleyhinde söz söyleyenlerin bir iddiasının daha gerçekleşmediğine, söylenenin tam aksine biyodizel sektörünün tarımsal üretimi arttırdığına tanık oluyoruz.

Kanola, İç Anadolu’nun, Trakya Bölgesi’nin, Güney Marmara’nın az su isteyen , yüksek gelir getiren bir tarım ürünü olarak münavebe desenine girdi. Biyodizel sektörü devletten aldığı destekleri toprağını işleyen ekicilere veriyor, ürün zamanında hasat ediliyor, peşin gelir oluyor, herkesin yüzü gülüyor. 2019 hasat döneminde alıcılar ülkemiz topraklarında yetişen kanolayı alabilmek için kıyasıya rekabet etti, hasat edilen ürün hiç zaman kaybetmeden alıcıya gitti, ödemeleri hemen yapıldı. Ekicinin elinde satılmamış 1kg kanola kalmadı. İlerleyen yıllarda hem rekabet, hem üretim hem de ticaret daha bereketli olacağını şimdiden müjdeleyebilirim. Ülkemize bu alanda kalıcı yatırımlar geliyor!

Bu yıl itibariyle ketencik bitkisi de düşük verimli, sulama imkanı olmayan tarlalar için çözüm oluyor. Her geçen yıl ülkemizde daha fazla Ketencik tarımı yapıldığına tanık olacağız.

Hangi bölgede, hangi ketencik çeşidi, hangi ekim teknikleri ile en yüksek verimi verir sorularına cevap aradığımız TAGEM projemiz tüm hızıyla ve iyi sonuçları ile devam ediyor. Bu projeyi de devletimizin desteği ile 7 farklı coğrafyada biyodizel sektörü yağlı tohum tarımını geliştirmek için yürütüyor.

Ülkemizde biyodizel üretimi için kullanılan kaynaklardan biri de kullanılmış yemeklik yağlar. Endüstriyel ölçekte yemek pişiren büyük mutfaklardan, otellerden, kışlalardan, hastanelerden, lokantalardan ve hanelerden toplanan kullanılmış yemeklik yağlar ülkemiz için küçümsenmeyecek bir ekonomik değere ulaştı. 2018 yılında toplanan yağlardan yaklaşık 35 milyon litre biyodizel üretildi. Bu miktar 2019 yılında 40 milyon litreyi geçecek. Kullanılmış yemeklik yağların biyodizel üretiminde değerlendirilmesi ile ülkemiz ekonomik olarak kazanıyor. Diğer yandan insan ve çevre sağlığına zarar veren bir atık toplanarak, değerlendiriliyor. İki fayda sağlıyor. Hem çevre korunmuş oluyor, hem de ekonomi kazanıyor. Her geçen yıl, kullanılmış yemeklik yağların toplanmasının önemi artıyor. Kullanılmış yemeklik yağların toplama miktarlarının artmasında, yasa dışı alanlara gidişin azalmasında biyodizel üreticilerinin büyük emeği ve rolü bulunuyor. Sadece toplanan yağlardan yaratılan ekonomik fayda 2018 yılında 200 milyon TL’nin üzerinde oldu. Çevre ve insan sağlığı için sağladığı faydaları ise rakamlarla ifade etmek imkansız.

Biyodizel ülkemizde “yerli tarım ürünlerinden” ve “kullanılmış yemeklik yağlardan” üretildiğinde ve motorine azami %2 harmanlandığında devletimiz tarafından destekleniyor. Harmanlama 2018 yılı başından itibaren asgari %0.5 olarak belirlendi. Öncesinde gönüllü olarak desteklerden yararlanmak için harmanlanıyordu. Diğer bir ifadeyle, 2018 yılı başından itibaren bir yıllık toplam motorin tüketimimizin %0.5’i kadar yani yaklaşık 125.000 ton üretilmesi ve harmanlanması gerekiyor. Ülkemizdeki yıllık motorin tüketimi neredeyse 25 milyon ton. Biyodizel üretim kapasitesi ise yaklaşık 300.000 ton. Basit bir hesapla %1’den fazla üretim kapasitesi mevcut.

Ancak, bu iş rakamlarla ifade edildiği kadar kolay değil. Biyodizel üretiminde kullanılacak hammaddenin yıl boyu, sürdürülebilir ve diğer paydaşların menfaatlerini de koruyacak şekilde tedarik edilebilmesi hayati önem taşıyor. Başka gerekli tarım ürünleri ile rekabet etmemesi, yerini almaması, ekicisine iyi gelir getirmesi, düzenli ve planlı bir şekilde üretilebilmesi ciddi çalışma ve disiplin gerektiriyor.

Aynı zamanda, üretilen biyodizelin de yıl boyu, sürdürülebilir şekilde akaryakıt sektörü ihtiyacını karşılayabilecek güçte, kalite ve disiplinde olması önemli. Sadece bu iki konu başlığı bile biyodizel üretiminin birbirine bağlı bir çok değişenin olduğu karmaşık bir üretim sürecine sahip olduğunu anlatmaya yeter. Bunlara ilave olarak kalite kriterleri, mevsimlik değişimler, ulusal marker uygulaması gibi daha birçok başlık sıralanabilir. Bu yönü ile biyodizel üreticileri mevcut kapasitelerini yıl boyu sürekli kullanabilmek, düzenli ve kaliteli ürün üretmek konularında kazandıkları tecrübelerini hayata geçirmeye başladılar. 2019 yılı Mayıs ayı sonu itibariyle harmanlanan biyodizel geçen yıla gore %35 arttı.

Sevindirici olan diğer bir konu, bu kadar karmaşık ve derinliği olan biyodizel sektörünün kusursuz yönetildiği bir yasal mevzuata sahip olmasıdır. Geçen yıllar içerisinde tamamlanan eksikler ile günümüzde hem biyodizel üreticilerinin, hem akaryakıt sektörünün tüm ihtiyaçlarına cevap veren rasyonel bir yasal düzenlemeler seti bulunmaktadır. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Orman Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı gibi farklı bakanlıkların ortak önem ve değer verdiği biyodizel sektörü Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu tarafından yakından izlenmektedir.

Ülkemizde 2019 yılı ortası itibariyle, biyodizel üretimi ve piyasası ile ilgili yasal zeminin eksiksiz olmasının da desteği ile yeni tesis yatırımları, mevcut tesislerde kapasite artışları ve modernizasyon, akaryakıt terminallerinde biyodizel harmanlama yatırımları hız kazanmış durumda. Bir taraftan hammadde üretimi ve toplaması artarken, diğer taraftan üretim ve harmanlamanın da artmaya başlamış olması, önümüzdeki yıllarda zorunlu harmanlama çıtasının rahatlıkla yükseltilebileceğini düşündürmektedir. Yaklaşık bir hesaplama ile her %0.1’lik artışın milli ve yerli ekonomimize 100 Milyon USD tutarı kadar katkı yaptığını söyleyebiliriz. Hem ithalatın azalması, hem de ekonomimizde katma değer artışı biyodizel harmanlaması sayesinde gerçekleşiyor. Bir yandan enerji çeşitliliği, diğer yandan enerji güvenliği, karbon emisyonlarında iyileşme, atıkların çevreye zarar vermeden değerlendirilmesi, bölgesel ve tarımsal kalkınma darken Derneği’mizin temsil ettiği Biyodizel Sektörü istikrarlı ve sürdürülebilir bir şekilde her yıl %0.1’ lik artış ile 2023 yılı sonunda %1 oran karşılığı tahmini 300.000 ton biyodizeli üretecek ve ülkemizin yerli ve milli ekonomisine büyük katkı yapacağına inanıyorum.

Saygılarımla,

Selçuk BOROVALI

Biyodizel Sanayi Derneği